Arık, donmuş çimenler üzerinde diz çöktü ve samanlık duvarının dibinde titreyen küçük gri bir top gördü. Nefesi soğuk havada duman oldu. 'Seni buldum,' diye fısıldadı.
Arık kittenciyi nazikçe kaldırdı. Buz gibi bıyıkları eline değdi. Evi yaklaştı, ahşap kapıdan içeri adım attı. Isı, yanaklarını kızarttı.
Arık kittenciyi mutfakta şöminenin yanına, yün battaniyenin üzerine bıraktı. Kulakları düz, nefesi neredeyse görünmüyordu. Eli uzandı ama dokunmadı.
Arık bir şişe sütten biraz ılık sütü bir telnin içine koydu. Kittenin burnuna yaklaştırdı. Kitiçik kokladı, hapşırdı ve Arık'ın kolunu ıslattı. 'Hop!' diye güldü.
Kittencik bir damla süt içti ve ince bir mırıltı çıkardı. Arık avucunu kaldırıp duydu. Gözleri genişledi. Sonra gözlerini açtı — parlak yeşil!
Arık yanında kaldı. Kitiçik titreyen bacaklarıyla ayağa kalktı, bir saniye sallandı sonra dengelendi. Arık gülümsedi. 'Bugün arkadaş oldun,' dedi içinden.
Haftalar geçti. Bahçe şimdi yeşil. Arık toprağı kazarken kitiçik ayaklarının etrafından dolandı. Arık durdu ve onu kafasından okşadı.
Arık tohum ekti. Kitiçik düşmüş bir yaprağa dokundu, sonra üzerine atıldı. Patika patika zıpladı, kuyruğu sevinçle sallandı.
Arık gülümsedi ve tohumu toprağa koydu. Kitiçik tekrar yaklaşarak dizinin dibine sürtündü. Isı, bahçenin her yerindeydi artık.
Arık başını eğdi ve kittenciyi kafasından okşadı. Kitiçik mırıldamaya devam etti. Güneş yavaşça batıyordu, gökyüzü turuncuya dönüyordu.
Arık kittenciyi kollarına aldı ve evin yolunu tuttu. Kitiçik omuzunda rahat bir pozisyonda, gözleri ağır ağır kapanıyordu. Gece yaklaşırken sessizlik çöktü.
Arık yatağına uzandı ve pencereden ay ışığını izledi. Uzakta, samanlığın yanında, iki parıldayan yeşil nokta belirdi ve kayboldu. Arık gülümsedi ve gözlerini yumdu.