Ada yürürken durdu. Boyayı duvara patlattı. SPLAT! Yankı karoların üstünde tok attı.
Boyalı üç kız kapıda dondu, sonra güldü. "Tekrar!" diye bağırdı, Adayı kovaya doğru itti.
Omuz omuza sıralandılar. Sarı, mavi, yeşil, turuncu. Vur, vur, vur.
Aralarda beyaz boşluk. Bir kızın fırçası mor sızdırdı, karoya damladı. Çat! Tek ayakla zıpladı, güldü.
İleri adımdalar. Ağızları O oldu. Yeşil tepeler, mavi nehir, altın güneş. "Bütün bir dünya!" diye fısıldadı biri.
Son beyaz lekeye atladılar. Fırçalar birbirine çarptı. Herkesin rengi bir yere düştü.
Dört küçük el tek kalın kalemi kavradı. B. I. Z. Etek gibi titrek, gururlu.
Z titredi. Sonra düzeldi, oturdu. Sanki orada olması gerekiyormuş gibi. Boyanın kokusu tatlı, koyu.
Ada küçük avuçlarını ıslak duvara bastırdı. "Artık yabancı yok," diye fısıldadı.
Koridor ışığı taze boyanın içinden sızdı. Manzara altın rengine büründü. Dört boyalı kız öylece durdu. Yapış yapış parmaklar, dokunuyor.