Cumartesi sabahı, Simge salıncaktan zıplayarak yerlere kondu. Pabuçlarının etrafında küçük bir toz bulutu kalktı. Boş kaydırmacı sessizce bekliyor, dönme dolap dokunulmamıştı. "Hadı parka gidelim ve okuyalım," dedi.
Damla ve Beren duraksadılar sanki başka bir dilde konuşmuştu. Simge hepsinin elini kavradı ve kapıya doğru çekti. Parmakları sabahki üzüm suyunun yapışkanlığından hala ıslaktı. "Hadi!" diye bağırdı geriye bakarak.
Berikilerin peşinden koşarken çarşıdan geçtiler. Kapının üzerindeki çan her adımda zırıldadı. Beren arka taraftan nefes nefese yetişiyor, gözlükleri kayıyordu. Simge ileriye bakıyor, parkın yolunu iyi biliyordu.
Parkın kenarındaki devasa meşe ağacının altında, köklerin arasından bir şey parladı. Simge diz çöktü, yaprakların arasında altın bir yıldız gördü. Tozu eliyle süpürdü, kalın ve eski bir defter ortaya çıktı.
Beren fısıldadı, sesi titredi. Damla da yaklaştı, gözleri büyümüş halde. Simge defteri açtı, ilk sayfada renkli resimler vardı. Kuşlar dallardan onlara bakıyordu. Üçü birden nefesini tuttu.
Üçü birden bench'e yığıldı, başları bile çarpışıyordu sayfaları çevirirken. Rüzgar kendi kendine sayfalara dokundu, bir yerde durdu. Kapakta parti şapkalı bir tilki göründü, tek tekerlekli bisiklet üzerine binmişti. Damla kahkahayı bastı.
Damla burnunu karıncalandı, daha da çok güldü. Simge sayfayı çevirdi, tilki hala bisikletindiydi. Beren gözlüklerini düzeltti, resme odaklanmaya çalıştı. Rüzgar yeniden esti, sayfalar hızlıca çevrildi.
Tüm kitabı okudular, hiç kalkmadılar. Sayfaları sıra sıra gezenler arasında defter elden ele geçti. Tilki her sayfada yine görünüyordu, farklı pozlarda, farklı kıyafetlerle. Her seferinde kahkahalar patlıyordu.
Son sayfa çevrildiğinde, Simge defteri kapatıp sevgiyle kucakladı. Kapağındaki altın yıldız parlıyordu. Damla ve Beren ona baktılar, ikisi de gülümsüyordu. Park sessizleşmiş, sadece kuş sesleri duyuluyordu.
Güneş her şeyi altın gibi parlatıyordu. Park sıcak bir nefes gibi vardı, Cumartesi sabahı sonsuza dek sürüyormuşçasına. Simge dostlarına baktı ve düşündü: bu en güzel keşifmiş.