Mektup, pencere pervazına "BUM" diye çarpıp durur. Yatağın altındaki yarım açık kitap kuleleri arasında gömülü uyuyan kız, paslı bir motor gibi horlar. Dışarda sokak lambası, ıslak kaldırıma turuncu ışık sızdırır. Oda dolu, sessiz, ve mektup hâlâ orada, pervazın ucunda.
Küçük pembe fare, iki sayfa arasından sivri bir kulağını çıkarır ve donup kalır. Mektup zarı sıcaktır, balmumlu, üzerinde bu evde kimsenin çizmediği bir şekil vardır. Farenin gözleri zarı süzer. Sanki şekil onu tanımak için bekliyormuş gibidir.
Fare mektubu kapar, göğsünün altındaki yumşacık tüylerin arasına dalar. Zorlanır, yerleşir, sessizleşir. Yağmur camda tıkır tıkır vurur. Mektup, tüylerin altında, bir şey içten "merhaba" demek ister gibi hafifçe vınıldar.
Kız uykusunda bir bölüm adını mırıldanır, sonra "hmph" diye burun çeker. Farenin kuyruğu bir kez cıvılar, sonra buz gibi keser. Oda yeniden sessiz. Yağmur, camda parmaklarıyla "tık tık" çalar.
Fare, tırnaklarını tahtaya geçirip pencere kenarındaki yuvasına tırmanır. Ay, perdenin deliklerinden gümüş şeritler sızdırır. Fare durur, kuyruğunu sarmalar, gümüşe bakar. Ay ikiye bölünmüştür, bir kapı gibi.
Rüzgâr perdelere dolunur, genişler, uçları cama yapışır. Mektup SERBEST uçar — soluk, kaybolmuş bir kuş gibi cama çarpar, kanat çırpar. Fare minik tırnaklarıyla "SKRIT" diye tırmanır. Mektubu bir pençesiyle tahtaya bastırır, dişi gıcırdatır.
Kızın horlaması bir an boğulur, durur. Oda buz gibi sessizleşir. Fare, mektubu pençesiyle tahtaya kilitler. Dışarda sokak lambası "tıktık" soğur. Bir damla. Başka bir şey yok.
Gözler açılır, aya bakar, şaşırır. Fare pervazda donmuş; mektup pençesinin altında yarı açık, mürekkep ışıkta duvarları olmayan bir kapı gibi parlar. Kız fısıldar: "Ne o sen, küçük?" Bir parmağı yavaşça uzanır.
Farenin pençesi sıkılır — bir nefes, iki nefes. Mektup bırakılır; yavaş, beyaz bir kar tanesi gibi yere konar, açık. Kız alır, cebine katlar, bir iç çekiş kadar yumuşak. Kitap kulelerinin altına gömülür, uyur.
Fare pencere kenarına zıplar. Sokak lambası ıslak cama kehribar boyar. Küçük baş yana eğilir. Camın ardında bütün şehir, başka-yerlerin uğultusuyla dolar. Burnu ileriye bakar, yarına.